|
AnaSayfa Şifalı
Otlar
Şifalı Otlarla
İlgili Tüm Bilgiler

|
|
|
Mısır Çarşısına
yolunuz düştüğünde Yeni Camiye ve Halice bakan kapısından girdiğinizde,
sağlı sollu baharatçı dükkanlarına bir göz attığınız zaman; kavanozların
içinde eğri büğrü, irili ufaklı, acayip görüntülü, şekilsiz, bazen halinde
değişik renkli maddeler gözünüz çarpar. Genellikle bunların önünde durup
merakla inceleyen kişiler dikattinizi çeker. Bazı semtlerdeki aktarlarda
da bunlara rastlayabilirsiniz. Bu maddelerin mutfaklarda ve tıpta ampirik
faydalarını hepimiz az çok biliriz. Fakat bize şaşkınlık veren diğer kullanım
alanlarıda vardır. Örneğin çok eski zamanlarda, mitolojide, ticarette,
dini ayinlerde, tahnitlerde hatta para olarak da kullanıldığını biliyormuydunuz?
İnsanlar şifalı otlardan faydalanmayı çeşitli hayvanların
kendi kendilerini tedavi etmelerini gözleyerek öğrenmişlerdir. Mesela
yaralı hayvanların ayrık otuna sürtünerek yaralarını tedavi ettiklerini,
gene bazı hayvanların ağrılarını dindirmek için girit otu yediklerini,
keçilerin ise çöpleme yedikten sonra ishal olduklarını fark etmişlerdir.
Şifalı otlar tarih öncesi devirlerde de kullanılırdı. Yapılan
incemelerden anlaşıldığına göre kökeni neolitik çağa kadar nuzanır.
Belgelerden anlaşıldığına göre M.Ö. 4000 yıllarında bilinen en eski uygarlıklardan
olan Asur-Babil uygarlığında Heredot'un anlattığına göre bu yörede yetişen
bitkilerden tıp alanında istifade edilmiştir. İlk eczanelerin Babil'de
kurulduğuna dair elde birçok belge vardır . Bu eczanelerde sarmısak, rezene,
hardal, nar kabuğu, semizotu gibi bitkiler bulunmaktaymış. Gene dünyada
ilk süppozituarın (fitil) Babilliler tarafından baharattan yapıldığı tesbit
edilmiştir .
Milattan önce 2000 yıllarında Anadoluda yaşayan Hititlerin Hattuşaş kentinde
bulunan tabletlerin hekimlik açısından Mezopotamya tabletleri ile aynı
nitelikte olduğu görülmüştür.Hindistan'ın M.Ö. 2000 yıllarına dayanan
Vedik edebiyatında tarçın, zencefil, mür, kişniş ve sandal ağacı dahil
ol mak üzere 700 ün üzerinde bitki sıralanmaktadır. Fakat kokulu bitkiler
sadece parfüm olarak değerlendirilmiyorlardı. Rig Veda bunların kullanımını
ayinlerle ilgili ve tedavi edici amaçlar doğrultusunda bir sisteme göre
düzenlemiştir. Yazılış şekli ruhani ve felsefik bir bakışı yansıtıyor.
Burada insan, tabiatın bir parçası ve otların işlenme tarzı kutsal bir
görev olarak değerlendirilmekte:"Tanrılar doğmadan önce dahi uzun bir
süredir var olan siz Şifalı Otlar; yediyüz sırrınızı öğrenmek istiyorum!….
Erdem sahibi bitkiler gelin ve bu hastayı benim için iyileştirin." Bitki
ilmi hakkındaki anlayışları geleneksel Hint veya Ayur tıp sistemi oluşturarak
kesintiye uğramadan günümüze kadar süregelmiştir.
İlk aromatik malzemeleri kullanan en tanınmış ve zengin topluluklar eski
Mısır medeniyetlerinin etrafında toplanmış olanlardır. M.Ö. 2800 yıllarında
Keops saltanatlığı dönemine dayanan papirus metinleri birçok tıbbi otun
kullanılımını kaydeder. Milattan önce 2000 yılına ait bir papirus metni
bütün tanrıların memnunluk duydukları halis yağlar, seçkin parfümler ve
mabetlerin tütsülerinden bahseder. Mezarlarda bulunan çok sayıdaki süslü
kavanoz ve kozmatik eşya kaplarında saklanan aselbent ve buhur gibi kokulu
merhem ve yağların izlerine, sedir ve mür gibi mumyalanma işlemlerinde
kullanılan aromatik zamk ve yağların kalıntılarına binlerce yıl sonra
dahi hala rastlanabillinmektedir. Bu tür yağlar melhemler ve mayalanmış
likörlerin hazırlanma işlemini anlatan resimler Nil Vadisi halkı tarafından
taş yazıtlarda korunmuştur.
Mısırlılar gerçekten kozmotik alanında uzman, bitkisel ilaçlar ve merhemeri
ile ünlü bir toplumdu. Bu tür ilaçlardan biri "Kyphi" adı ile bilinirdi;
Bu ilaç tütsü, parfüm şeklinde kullanabilinen yada ağızdan alınabilinen
onaltı bitkiden oluşan bir karışımdı. Plu tarch'a göre bu karışım insanı
uykuya iten, endişeleri dindiren ve rüyaları güzelleştiren bir antiseptik,
merhem, yatıştırıcı ve aynı zamanda zehirlenmelere karşı bir antidottu.
devamı için tıklayınız>>
|