|
AnaSayfa Şifalı
Otlar
Şifalı Otlarla
İlgili Tüm Bilgiler

|
|
|
Bitkisel
kaynağın hazinesi olan Çin her zaman baharatın ve şifalı bitkilerin anayurdu
olmuştur. İbranilerin şifalı bitkilere ve bazı baharata verdikleri önemi
kutsal kitap Tevrattan izlemek mümkündür.Antik Yunanda Büyük İskender'in
seferi ve Avrupa ile Asya arasında kurulan bağlantı ile bu ülke baharat
ve şifalı otları tanıdı . Hemen o çağın ünlü hekimi Prodicus tarafından
incelenerek tıpta kullanılmaya başlandı . O tarihte bilinen şifalı otların
miktarı 600 civarında idi . Daha sonra da modern tıbbın babası sayılan
Hypokrat şifalı bitkilere daha başkalarını katarak ampirik tıbbın ilerlemesinde
büyük adımlar attı . Romalılar da Asya ülkelerini tanıdıktan sonra şifalı
bitkileri tıpta kullanmaya başladılar . Bunların içinde Dioscoride , Celsius
, Galien , Rufus ve Plinu'u sayabiliriz . Roma imparatorluğunun ikiye
bölünmesinden sonra doğunun başkenti olan Bizans uygarlığın ve tıp biliminin
merkezi haline gelmiştir .İlk diyet uzmanları Bizansda ortaya çıkmıştır
. Ünlü Dr. Oribase bunun öncüsü olmuştur . Aromalı bitkilerin ve meyvelerin
öz suyunu kullanmayı ilk akıl eden zamanın en büyük hekimi Alexandre de
Tralles idi . Aetius Amide şifalı bitkileri Tetrabili isimli eserinde
toplamıştır .Bu kitapta adı geçen otların miktarı 4000'e ulaşmıştır .
Rönesansla birlikte şifalı otlarla ilgili araştırmalarda önem kazandı
. Kaşif ve botanik bilgini Garcia de Orta , Pierre Belon ve Alpino Mısır'dan
Hindistan'a kadar giderek bu ülkelerin florasını baharat ve şifalı otlarını
incelediler .
Şimdi bir de Anadolumuza göz atalım. Şifalı bitkilere ilişkin bilgiler
Hitit dönemine kadar uzanır. Hitit tabletlerinde kayıtlı reçetelerde bugün
de Anadolunun başlıca bitkileri olan adam otu , ban otu , haşhaş, mazı,
mersin, salep, meyankökü, safran üzerlik gibi otların isimlerine rastlanmakta,
ilaçların hazırlanış biçimleri ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır.
Hititlerin bitkisel drogları ( her türlü ecza maddesi ) yabani bitkilerden
elde ettikleri gibi bir kısmını da yetiştirdikleri eldeki belgelerden
anlaşılmaktadır . Bitkisel drogların Hititler'den sonra Yunan , Roma ,
Bizans , Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de ilaçların bileşiminde en
önemli yeri tuttuğu bilinmektedir .
Osmanlı döneminde kullanılan drog ve ilaçların özelliklerini ve etkilerini
içeren ve formüllerini veren kitaplara AKRABADİN denmiştir . Konuya ilişkin
ilk türkçe eserler XIV yy da yazılmıştır .Bilinen en eski eser Aydınoğulları
beyi I Umur Bey adına yazılmış bir İbnülbaytar tercümesidir . Bunu Geredeli
İshak bin Murat'ın 1390 da yazdığı EDVİYE-İ MÜFREDE isimli kitabı takip
eder . Bu kitapta alfabetik sıra ile o dönem droglarının özelliği ,hangi
hastalıklara iyi geldiği ve yan etkileri etraflı bir şekilde açıklanmıştır
. Kitaptaki çoğu drogların bugün de halk arasında aynı adla tanınması
ve aynı amaçla kullanılması oldukça ilgi çekicidir .XV yy'ın ilk yarısında
Amasya darüşşifası başhekimi Şerafettin Ali bin İlyas Sabuncuoğlunun Zahire-I-Herzemşahi'den
iki bölüm ekleyerek tercüme ettiği AKRABADİN TERCÜMESİ Anadolu'da kullanılan
droglar hakkında geniş bilgi içerir .Amasyalı hekim Emir Devlet tarafından
1482 de yazılan TIBBİ MADDELER SÖZLÜĞÜ 1400 kadar bitkisel , hayvansal
ve madensel drogların kullanım alanları ve etkilerine ilişkin bilgilerin
yanı sıra , bunların Türkçe ,Rumca , Farsça ,Arapça ve Ermenice adlarını
da verir . XVII yy da IV Murad'ın hekimbaşısı Emir Çelebinin ENMUZEC-ÜT-TIP
, VXII yy'da hekimbaşı Hayatizade Mustafa Feyzi Efendi'nin FİHRİST-İ-
FEYZİYE Fİ LUGAT I- MÜFREDATI ET TIBBİYE adlı eserleri bitkisel droglara
ilişkin bilgiler içerir . Gene XVIII yy'da İranlı hekim Mehmet Mümin Tankabuni'in
TUHFET ÜL MÜMİNİM adlı eserini hekimbaşı Ahmet Sani bin Hasan tarafından
yapılan tercümesi Osmanlı heimlerince çok kullanılmıştır .Hoca Nusret
Efendi'nin 1884 de basılan " MA-HAZER "veya " NUSRET EFENDİ RİSALESİ "
adıyla tanınan akrabadini Anadolu halkının uzun yıllar kullandığı bir
tedavi kitabı olmuştur. Halkın çok tuttuğu bir başka eser de Tarsusi es
Seyyid Osman Hayri Efendinin KENZ ÜS SIHHAT ÜL EBDANİYE adlı eserdir.
TÜRKİYEDE YETİŞEN ŞİFALI BİTKİLER
Türkiye'de yetişen yaklaşık 9000 bitki türünden 500 kadarının tedavi amacı
ile kullanıldığı bilinmektedir .Değişik iklim özelliklerine sahip olan
Anadolu bitki örtüsü bakımından üç bölgeye ayrılır .
KUZEY ANADOLU : Trakya'nın Karadeniz'e bakan bölümü ile Anadolunun kuzeyini
kapsar . İklimi ılıman ve nemli olan bu bölgede başlıca şifalı otlar şunlardır
: Eğrelti otu , komar bodur ardıç , çöplenbecik , ayı üzümü , güzelavrat
otu , kedi otu , öksürük otu ve acı çiğdemdir .
BATI VE GÜNEY ANADOLU : Trakya'nın güneyi ili Ege ve Akdeniz bölgelerini
kaplar . Yazların sıcak ve kurak . kışların yağışlı geçtiği bu bölgede
Akdeniz florası hakimdir . Özellikle uçucu yağ ve reçine barındıran bitkiler
çoğunluktadır . Kızılçam ,katranardıcı , defne , mersin , adaçayı , mercanköşk
, kekik , sığla,Tahtacı otu , karabaş otu , keçiboynuzu , sakız , sumak
, zeytin , zakkum , adam otu , adasoğanı , bölgede yetişen türlerdir .
ORTA VE DOĞU ANADOLU : Kara ikliminin hüküm sürdüğü bölgenin dağları ve
yüksek yaylalarında birçok şifalı bitkiler yetişir . Geven , üzerlik ,
ışkın , mazımeşesi , amberberis bölgenin karakteristik bitkileridir .
devamı için tıklayınız>>
|