
BAHARAT
Yemeklerimize hoş; koku vermek, tadını arttırmak ve
iştahımızı kamçılamak için kattığımız çeşitli bitkilerin tohumlarına,
yapraklarına, köklerine, kabuklarına, goncalarına ve de meyvelerine
toplu olarak baharat adı verilir. Baharatın kullanılışı büyük olasılıkla
İsa'dan önce 4000 yıllarına dayanır. Avcılık ve balıkçılıkla geçinen
bu ilkel insanlar göçebelikten kurtulup yerleşik hayata başlayınca
çiftçiliğe yönelmiş, tarlalarında yetiştirdikleri ürünlere yabani
kokulu otlar karıştırmış, rezene, adaçayı, kişniş gibi kokulu otları
haşladıkları ya da kızarttıkları etlere, suda haşladıkları sebzelere
katarak damak tatlarını geliştirmişlerdir.
Baharat Türk mutfağına,
daha doğrusu Osmanlı Saray mutfağına, on beşinci asırda girmeye başlamıştır.
Baharat Osmanlılarda yemeklerden ziyade kuvvet macunlarında kullanılmıştır.
Ev mutfaklarına ise on yedinci asırdan sonra girmeye başlamıştır.
Dünyanın bütün mutfaklarında kullanılan baharat, Meksika ve bilhassa
Hindistan ve Çin'de bir sanat halini almıştır. Dozunu kaçırmamak şartı
ile sindirim ve sinir sistemimize hiç bir kötü yan etkisi yoktur.
Baharatları abartmayacak şekilde karıştırıp belli düzede ( dozda )
yemeklerimize katmak arzuya tabi olmakla beraber çeşni bakımından
gastronomide önem arz eder. Bu arada en önemli husus yemekleri pişirdikten
sonra baharatın tadını ağızda pek fazla his etmemek gerekir. Şimdi
sıra mutfağımızda en çok kullanılan baharat türlerine ve nerede kullanıldıklarına
geldi. Tabii bu yazacaklarımız kesin bir prensibe bağlı değildir Her
yemek pişirenin kendisine göre bir zevki, bir damak tadı vardır. İstediği
baharatı yemeklere, kızartmalara, salatalara ve salçalarına arzu ettiği
gibi katabilir.
Bizim burada yaptığımız deneylere dair önerilerdir.
Yandaki sıralamalarda adlarını vereceğimiz baharatların Latinceleri
, Fransızca, İngilizce ve de Almanca isimlendirilmelerinin sitemizi
ziyaret edenler için faydalı olacağı kanısındayız.
baharatların yemeklere
göre kullanımlarını görmek için tıklayınız
|
|